|
SON DAKİKA
Osman Durmuş “takkeyi” nasıl düşürdü?Geçtiğimiz günlerde Mecliste hepimizin utanarak seyrettiğimiz görüntülerde beni etkileyen hususları belirtmeden geçemeyeceğim: Osman Durmuş’un iddiaları, Erdoğan’ın öfkesi, Vekillerin birbirlerini yumruklaması bir de Sağlık Bakanı’nın ceketi… Recep Akdağ, malum Osman Durmuş’un halefidir. Ve özellikle…Geçtiğimiz günlerde Mecliste hepimizin utanarak seyrettiğimiz görüntülerde beni etkileyen hususları belirtmeden geçemeyeceğim: Osman Durmuş’un iddiaları, Erdoğan’ın öfkesi, Vekillerin birbirlerini yumruklaması bir de Sağlık Bakanı’nın ceketi… Recep Akdağ, malum Osman Durmuş’un halefidir. Ve özellikle H1N1 kampanyasında karşı karşıya geldiler. O günlerde Durmuş’un “ağır” iddiaları gündemi işgal etmiş, gelin görün ki bunları savuşturmak için uğraşan Akdağ’a en büyük darbe Başbakan’dan gelmişti. Akdağ’ın Durmuş’a “dalmak” için gösterdiği “gayret” o günlerden kalma hesabı kapatma gayreti gibi. Bu durum Cüneyt Ülsever’in de dikkatini çekmiş. Ülsever son yazısında şöyle diyor: “Osman Durmuş neler olacağını aylar önce nerede ise harfiyen bildirmiş (H1N1 iddiaları ile ilgili olarak - GK). Osman Durmuş'tan rica ediyorum. Domuz Gribi Aşısı için toplam ne kadar harcama yaptık, kimlere ne kadar para ödedik, bu alışverişe kimler aracı oldu; lütfen takip etsin ki, Recep Akdağ'ın dayak sevdasının bize kaça mal olduğunu öğrenelim!” (hürriyet – 7 Şubat 2010) Peki, kavgaya sebep olan Durmuş’un iddiaları yeni mi? Medyayı takip edenler için yeni değil. Mezkur iddia yine MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural tarafından 14 Kasım 2008’de bir basın toplantısı ile kamuoyuna duyurulmuştu. Vural ses kaydını kamuoyuna dinletmişti.
Osman Durmuş’a "Nasıl olur da peygamberlik zincirinin bittiğini bilmezsiniz. Böylesi bir densizliğe imza atarsınız. AKP içinde peygamber sıfatını kullanacak birisi varsa biz onu barındırmayız" sözleri ile tepki gösteren Başbakan Erdoğan’ın bu ses kaydından, yoğun seyahat trafiğinden, haberi olmayabilir. Benzer şekilde, bu sözlerin sahibinin 29 Mart seçimlerinde İl Genel Meclisi birinci sıradan aday gösterildiğinden de haberi olmayabilir. Her ne kadar, "Peygamber" açıklamasının akabinde Eser'in görevden alınması talimatını verse de... Ama "Peygamber olarak nitelendirme densizliğini hiç kimse gösteremez. AKP içerisinde öyle birini gösterin biz de yakasına yapışalım" sözlerini sarfeden Bekir Bozdağ’ın bu ses kaydından haberi olmaması mümkün mü? Yoksa mesele klasik siyasetçi taktiği ile laf kalabalığına mı getiriliyor… Bu olaydan pek çok soru çıkartabiliriz… Soru bir: Erdoğan’ın “peygamber”e benzetildiği iddialarına bile “İslami” delillerle itiraz eden ve Durmuş’un MHP’den ihracını isteyen AK Partili yetkililer bu sözlerin sahibini neden bugüne kadar ihraç etmediler. Soru iki: “Peygamber” nitelemesinde bulunan partili, bu sözleri kamuoyuna yansıdıktan sonra İl Başkanlığı görevinden alındığına göre AK Parti kurmayları Vural’ın iddialarını ciddiye almışlardı. Peki öyleyse, İsmail Hakkı Eser’i olayın akabinde neden İl Genel Meclisi Üyeliğine aday göstediler? Soru üç: İl Genel Meclisi Üyeliğine aday gösterecek kadar “emin” oldukları Eser’i Durmuş’un iddiaları akabinde neden “istifa” ettirdiler? Eğer Durmuş Meclisi karıştırmasaydı Erdoğan’ın ifadesi ile bu “densizliği gösteren” kişi AK Parti içerisinde görev yapmaya devam etmeyecek miydi? Ez cümle, Durmuş bir kez daha AK Parti kurmaylarını terse yatırmışa benziyor. Durmuş’un bu olaydaki en büyük başarısı Eser’in hala AKP’de görev yaptığını kamuoyunun öğrenmesini sağlamasıdır. AKP Eser’i istifa ettirerek Durmuş’un iddialarına “kerhen”de olsa katıldığını gösterdi. AK Parti kurmaylarının Durmuş’a ve MHP’ye ateş püskürmelerinin altında yatan şey, Durmuş’un bu “takke düşüren” konuşmasıdır. Durmuş’un tüm bu süreçte puanını düşüren şey ise emine Erdoğan’ın GATA’ya alınmaması ile Erdoğan’ı “Peygamber” olarak gören zihniyet arasında kurduğu “müstehzi” bağ idi, yapılmamalıydı.
İLGİLİ HABERLER
İlgili Haberler
|
![]()
|