|
SON DAKİKA
Keşan Müftüsü Yanındayım!...
Memet AKBAŞ memetakbas@yahoo.com
Tam onbeş yıl önce, bir lise dergisine"Noel Baba Kimin Babası" başlıklı bir yazı yazmıştım ve o zaman da ortalık karışmıştı.
Memleketin anlı şanlı muallimleri, yılbaşı kutlamalarını "milli" bir bakışla eleştiren yazımızdan dolayı neredeyse liseli çocukları bizimle "temasa" men edeceklerdi.
Mübarek sanki adamların babasına sövmüştüm; hoş, onu yapsam da bu kadar kızmazlardı...
Koskoca Hristiyan "Aziz"ini eleştirmiştim...
Keşan Müftüsü'nü duyunca o günlere dönüverdim işte...
Müftü bey'in "doğru düzgün bir adam olsa, bacadan girmezdi" sözü Türk efkâr-ı umumiyesinin nazar-ı dikkatini ne kadar da celbetti, hayret!...
Ne kadar hassas medyamız, düşün ve sanat adamlarımız varmış; Sen misin "mübarek" Noel Baba'yı eleştiren diyenler Keşan Müftüsüne vurup duruyor...
Burada en garip tavır ise kimi zaman neyi "muhafaza" ettiklerini anlayamadığım "muhafazakar" kalemlerde idi.
Kimisi müftü beye sahip çıkarken kimisi de "inançlara saygı" teranesinden eleştiriyordu...
Kardeşler mevzuya biraz da “gülerek” bakınız dedim lakin gazdan ortalık gözükmüyordu arada kaynayıp gitti!...
Kimbilir belki de hükümetin "kiliselerden sorumlu" bakanının bu mevzuya "ulema" cihetinden dalması onları mevzuya "çekinser" hale getirmiştir...
Sonuçta “bal yemek” ve hafazanallah Başvekil’den fırça yemek; reklamlardan olmak vardı…
Halbuki memlekette "konuşma" özgürlüğü de var idi...
Mesela ki memleketin "kutsallarına", onlara sahip çıkanlarına sövebilme özgürlüğü vardı ki bunu en iyi bilen ve ağzı dolu dolu yapnlardan biri de Ertuğrul Günay idi...
Hatırlayınız biz "Türkiyeli" Müslümanlar için önemli olan Topkapı Sarayı'ndaki "Kutsal emanetler" kısmında düzenlenen şaraplı konsere "inançlara saygı" diyenlere de "ilkel yaratıklar" demişti...
Bakanlığını yaptığı ülkenin dininde "kutsal emanet"in ne demek olduğunu bilemeyecek kadar "cahil" biri olamayacağından yola çıkarak, Günay'ın bu tavrını "fikir özgürlüğü" kaleminden olduğundan “tahminle” müftü bey “bir de ben deneyeyim” demiş olabilir…
Tabii ki biz "cühela" takımı "bal yemekle" meşgul olduğumuz için Bay Bakan'ın bu konudaki "ilmi" tavrını anlayamadık.
Acaba bu ülkede İslâmi değerlerle "dalga" geçmek veya onlara sahip çıkanları aşağılamak, Noel Baba figürüne "eleştiri" getirmekten daha hafif bir şey mi?
Müftü Bey'in Noel Baba figürüne bakışını eleştirebiliriz. Memleketimizde yaşayan diğer din mensuplarının ortak değerlerine karşı daha dikkatli açıklamalarda bulunmayı salık verebiliriz.
Ama bunu hasbel kader bulunduğu yörenin dini yetkilisine hakaret ederek yapamazsınız. Neticede müftüler o ilin en üst dini yetkilisidir.
Biz bunları yazıyoruz ama memleketin en üst dini kurumunun tavrı ile Günay'ın tavrı arasında bir fark yok...
Biz bunları konuşurken Diyanet de müftüsüne soruşturma açmış durumda...
"Kimden talimat aldı?" demek kuruma olan saygımıza halel getireceği için sormuyoruz...
Lakin, ülkeyi yöneten zevatın kimi olayları bahane ederek dini değerlerimizi aşağılamasına karşı da aynı hassasiyeti bekleriz...
Bu tavrı Topkapı Sarayındaki olayda göremedik, umarız bundan sonra görürüz...
Bu olaydan öğrendiğimiz ve kahramanlarından beklediğimiz şeyler var...
Öncelikle Bakan Günay'ın, Yılmaz Özdil'in geçtiğimiz günlerde yazdığı gibi aslında Coca Cola'nın pazarlama başarısı olan "Noel Baba" meselesine gösterdiği hassasiyeti, tepesinde oturduğu devletin kültürel ve dini değerlerine karşı da bekliyoruz…
Kiliselere gösterdiği ilgiyi Camilerimize; Coca Cola'nın Noel Babasından esirgemediği şefkati Somuncu Baba'ya, Şah-ı Nakşibendi'ye; Seyit Rıza'ya olan ilgisini İskilipli Atıf Hoca'ya, Yahyalılı Hacı Hasan Efendi’ye de bekleriz...
Diyanet işlerinin tepesine konuşlanmış hoceefendilerin küresel sermayenin elinde oyuncak olmuş Noel Baba için gösterdiği "inceleme" gayretini Topkapı Sarayı'nın avlusunda şarap içenlere, asırlık Camilerimizi kiliseye dönüştürenlere karşı da göstermesini rica ederiz.
Mevzuya "mizah" cephesinden yaklaşan "merkez" medyaya teşekkür ederken, hükümete takla atacağım diye kendi değerlerine sahip çıkan Müftü Bey'e alttan "geçiren" mufazakâr medyaya ise en hafifinden "teessüf" ederiz...
Halkımızın da tüm bu riyakarlara karşı gözünü "pörtleterek" açmasını temenni ederiz...
-----
***Günay gibi "ulema" derecesinde ilim, fikir ve "fehim" sahibi birinin Noel Baba hakkındaki gerçeklerini bilmemesine imkan yoktur tabii. Netice de kendilerinin ömürleri "taş taşımakla" geçmiştir. Gâh i şimdiki müttefiklerine fırlatmak, gâh i şimdiki rakiplerine fırlatmak için. Neticede hazretin ömrü "atmakla" geçmiştir. Ve, bugün yanında olduklarına da dün yanında olduklarına da taş atabilen siyasetçiler zümresinde tarihteki yerini almıştır.
Yükleniyor...
|
![]()
|