|
SON DAKİKA
Sevdaları AKP, kılavuzları BDP, düşmanları da MHP!
"Yandaş medya nasıl olur? Veya yandaş medya kime denir?" sorularına bugünlerde verilebilecek en "güzel" cevap şüphesiz "Yeni Şafak gazetesi"dir!
Bu gazetenin kadrolu AKP aşığı yazarları; Gün aşırı AKP'ye övgüler dizerler... AKP'nin "tükürdüğünü yalayan" türünden uygulamalarına kılıf hazırlarlar... Başbakan'ın veya Gül'ün uçaklarından inmezler, dünyayı gezerler... İsmini vermeden "AKP üst düzey yöneticileri" ile görüşmeler yaparlar (ne de olsa içerinin adamıdır bunlar) AKP'nin atacağı riskli adımlar için toplumsal zemin hazırlamaya koyulurlar... Listeyi uzatmaya gerek yok, "tipik yandaş gazetenin tipik yandaş yazarları" demek kafi sanırım. Gazetenin kendisi de yazarlarının genel görünümünü sunar bize... Bugün (22 Şubat) Yeni Şafak Gazetesi "Anasol-M de Apoyla görüştü!" manşetiyle çıktı okuyucuların karşısına. Haberi okuduğumuzda ise haber kaynağı olarak BDP'li Hasip Kaplan'ı görüyoruz. Hasip Kaplan o dönemde Öcalan'ın avukatı olarak devletin, istihbaratın Öcalan ile görüştüğüne bizzat şahit olduğunu söylüyor. AKP genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik de (Hani şu Adana'da katıldığı Şehit cenazesinde, şehit yakını tarafından "Ömer Çelik! Şehide kelle demeye mi geldin?" sözüne muhatap olan Ömer Çelik var ya, işte o) BDP'li Kaplan'ın bu iddiasına can simidi gibi sarılıyor ve atıyor "tivit"i: İlginç bir tabloyla karşı karşıyayız. Terörle sıfır soruna diyerek, demokratik yaklaşımı mahkum etmeye çalışan refleksin başka yüzü çıktı ortaya. Nitekim Ergenekon sanığı bir orgeneralin, Öcalan'ın teröristleri ülke dışına çıkarması sırasında bir kısmı içerde kalsın, lazım olur dediği ortaya çıkmıştı. Çünkü MHP sıfır terör sonucuna terörle mücadele sonucunda ulaşıldığını iddia etti şimdiye kadar. Ama bir müzakere olduğu ortaya çıkıyor. Bu durum MHP'nin biz iktidardan ayrılırken ülkeyi sıfır terörle teslim ettik tezini sarsacak derecede. Ayrıca Bahçeli'nin, Öcalan'ın idam edilmemesi protokolüne imza atmasının bu görüşmeler neticesinde olduğunu söylediler. Oslo'da ses kayıtlarıyla deşifre olan teröristle pazarlık görüşmesi sonrasında AKP için bulunmaz bir nimet olan Hasip Kaplan imzalı bu iddiaya AKP'nin sarılmasını yadırgamıyorum açıkçası. Yeni Şafak gazetesi de usta(!) gazeteciliğini konuşturuyor ve Hasip Kaplan ile Ömer Çelik'in bu açıklamalarından yapıyor haberini ve çakıyor MHP'ye! Gelelim "SAZAN NASIL OLUR?" sorusunun cevabına. Haberde geçen ifade şu "Öcalan'ın 12 Nisan 1999'da avukatları ile yaptığı görüşmede hükümetle 8 maddelik pazarlık yürütülmesi için talimat verdiği"... Peki 3'lü koalisyonun oluşacağı 1999 seçimleri ne zaman yapıldı? 18 Nisan 1999'da! Hükümet ne zaman kuruldu? 29 Mayıs 1999'da! Yani Apo ile bir görüşme bile yapılmış olsa bu görüşme MHP'nin de ortağı olduğu koalisyon hükümetinden önce yapılmış! Bu ne körlüktür? ! Bu ne yandaşlıktır? ! *** Dönelim Yeni Şafak'ın manşetine. İlk bakışta manşetin tamamına takılmadım açıkçası. Ayrı yazılan "-de" ekine hastalık derecesinde bir takıntım vardır. Ben yine o ayrı yazılan "-de" ekine takıldım. Yeni Şafak gazetesine burada tam not veriyorum "-de"nin kullanımı doğru! ("doğru"dan kastım dil bilgisi kuralları açısından) "Anasol-M de" derken malumunuz DSP-MHP-ANAP koalisyon HÜKÜMETini kastediyorlar! Yani iddiaya göre Apo ile dönemin hükümeti görüşmüş! Peki "-de"yi neden ayrı yazdılar? Demek ki başka bir hükümetin de ("velev ki" bir anlık üçlü koalisyonun Apo ile görüştüğünü kabul edelim) Apo ile görüştüğünü kabul ediyorlar. Çünkü Apo ile AKP'nin pazarlık yaptığını Yeni Şafak da biliyor ve bu nedenle "dahi" anlamına gelen -de'yi ayrı yazıyor! Ne oldu AKP'nin ortaya attığı, sizin de balıklama daldığınız "devlet-hükümet ayrımı"na? Aslında Yeni Şafak'ın manşetini şöyle de okuyabiliriz: AKP HÜKÜMETi de Apo'yla görüştü! Yeni Şafak gazetesi şunu da söylüyor: Bakmayın AKP'nin Apo ile pazarlığı saklamak için yaptıkları "devlet-hükümet" ayrımına, bal gibi Öcalan ile görüşen AKP'dir. Eminim "bakmak" ile yetinmeyen her duyarlı vatandaş da bu manşeti böyle "görmüş"tür. *** Yeni Şafak yazarı Abdülkadir Selvi'ye bir kaç kelam... O da yine bugün (22 Şubat) MHP'ye ve Devlet Bahçeli'ye saldırdı. Hem de Ülkücülerin Ozan'ı, Ozan Arif'in bir şiiirinden hareketle. Ozan Arif'in Devlet Bahçeli'yi ağır bir dille eleştirdiği şiirinden yola çıktı ve "Ülkücüler'in savunuculuğu"na soyundu. MHP ve Bahçeli Ülkücüleri unutmuş, Rahşan'ın peşine takılmış vs. Ben Ozan Arif'in söylediklerini burada doğruluk testine tabi tutacak değilim. Ama emin olduğum bir şey var: Ozan Arif o şiiri bu zevatların diline dolansın diye yazmamıştır! Hele hele MHP'yi yıpratarak AKP'yi yüceltsin diye hiç yazmamıştır! Bir de hatırlatma yapayım Selvi'ye sizin yana döne savunduğunuz ve "evet" dediğiniz Anayasa Değişikliği'ne de Ozan Arif "hayır" demiştir. Bugünkü yazına "Ozan Arif anlamıştı" başlığını seçmişsin. 2010 Anayasa Değişikliği öncesinde de Ozan Arif'in "hayır" deyişini anlasaydın da yine "Ozan Arif anladı" başlıklı bir yazı yazsaydın ya! Ama aklını başkalarının hizmetine kiraya verenler de nerede bu erdem? Gündem KRİTİK - Gündem 7/24 www.gundem724.com Yükleniyor...
|
![]()
|