|
SON DAKİKA
İstihbarat oyunlarında şehit olan Mehmetçik’in hesabını kim verecek?Savcı'nı Mİt mensuplarını ifadeye çağırmasıyla ortaya çıkan iddialara karşı sorulması gereken soruyu soran bir yazar nihayet çıktı.
Gündem 7/24 Vatan Gazetesi yazarı Can Ataklı gündeme bomba gibi düşen "MİT olayı"nın ardından süreci analiz eden bir yazı kaleme aldı.
"İstihbarat oyunlarında şehit olan Mehmetçik’in hesabını kim verecek?" başlığını kullanan Ataklı'nın işte bugünkü yazısı: Sevgili okurlar; son yılların en önemli ve heyecanlı günlerini geçen hafta yaşadık. Ne aydınların itilip kakılıp hapse sokulması ne generallerin, kuvvet komutanlarının, genelkurmay başkanlarının tutuklanması ne de şiddetli terör eylemleri ülkede bu kadar ses çıkarmıştı. Başkasının krizi Bunun nedeni, 10 yıldır ilk kez iktidarın kendi yaratmadığı bir krizin içinde kalmasıydı. Bugüne kadar yaşanan bütün krizler, heyecanlı günler bu iktidar tarafından yaratılmıştı ve iktidar kendi yarattığı krizleri kontrol edebiliyordu. Bu kez hiç beklenmedik bir şey oldu. İktidara yöneldi Bu kez krizin hedefi direkt iktidar. Ama bu kriz de yine iktidarın daha önce fütursuzca kullandığı devlet ve yargı gücü nedeniyle çıktı. İktidar muhalefeti susturmak ve Türkiye’yi dönüştürmek için yaptığı tüm operasyonların oklarının kendisine dönmesinin şaşkınlığını yaşıyor. MİT görüşmeleri Olayın temelinde yatan MİT’in bizzat Başbakan’ın talimatıyla terör örgütü PKK’nın yöneticileriyle görüşmesi. Kamuoyu bu görüşmeleri toplantıların ses kayıtlarının medyaya sızdırılması sayesinde öğrendi. İktidar yandaş ve yalakaları sayesinde bu krizi o gün için atlattı. Atlatılan kriz Apo ve adamları ile yapılan toplantıların medyaya sızmasından sonra iktidar, yandaşları ve yalakaları “devlet ülke güvenliği ve barış için herkesle görüşür” kampanyası başlattı. Saf ve samimi vatandaşlar bu beyin yıkama bombardımanının etkisiyle sesini çıkarmadı. MİT görüşebilir mi? Oysa “MİT herkesle görüşür” tezi doğru değil. MİT bir istihbarat kuruluşudur ve ülke güvenliği için tehdit alanlarından bilgi almakla görevlidir. Bu nedenle karşı tarafın içine ajan yerleştirir, adam satın alır, kimi görüşmeler de yapar, ama bu en tepedekinin işi olamaz. Müthiş özgüven Erdoğan iktidarının en önemli özelliklerinden biri halktan aldığı oy desteğini fazla abartması, sayısal çoğunluğu her şey zannetmesi. İktidar bu nedenle yıkılamaz olduğuna, bunun yanı sıra her şeyi yapabileceğine inanıyor. Bu müthiş bir özgüvendir. Apo görüşmesi bunun ürünüdür. Derin devlet operasyonu MİT müsteşarının ve diğer üst düzey yöneticilerin terör liderleriyle buluşması, görüşmesi ve kuryelik yapması yasa dışıdır. Bu görüşmeler derin devlet operasyonudur. Deşifre olması halinde hesabının sorulması da çok normaldir. İktidar şimdi bunun şokunu yaşıyor. Yakalanmasaydı Eğer bu görüşmeler medyaya sızmasa ve gizli kalsa derin devlet operasyonu başarıya ulaşmış olacaktı. Oysa sızdı, yani başarısız oldu. O halde hesabı sorulacaktır. Çükü hem yasa dışıdır hem de içeriği kamuoyunu rahatsız edecek biçimdedir. Bundan kaçış yoktur. Başka unsurlar Buna karşı, MİT operasyonunun sadece PKK liderleriyle yapılan yasa dışı görüşmelerle kısıtlı olmadığı anlaşılıyor. Medyaya sızan bilgilere göre MİT’in KCK’yı kurdurduğu, içine adam yerleştirdiği ve bu ajanların provokatif eylemlerde yer aldığı da ileri sürülüyor. Tam yasa dışılık Eğer bu iddialar doğruysa, MİT’in sadece bir haberalma teşkilatı olmadığı çeşitli silahlı operasyonlara da katıldığı ortaya çıkmış oluyor. MİT’in böyle bir görevi yok. Yapmış olsa bile bunların deşifre olması sorumlulardan hesap sorulmasını gerektirir. Yasalarımız böyle emrediyor. İktidarın âcizliği Kendi yaratmadığı için, MİT krizi iktidarın kimyasını da bozdu. İfadeye çağrı anından itibaren paniğe kapılan iktidar hiç olmayacak hataları üst üste yaptı ve yapmaya da devam ediyor. Bu hatalar iktidarın geleceğini ciddi biçimde tehlikeye atıyor. İktidar artık çok zordadır. Başbakan izni İlk hata MİT Müsteşarı’nın ifadeye çağrılmasına rağmen gitmemesi ve mahkemeye itirazda bulunmasıdır. Müsteşar çağrıya uysa ve gitse muhtemelen yangın daha kaynağında kontrol altına alınacaktı. Savcıya gitmemek yargıya olan saygıyı da sarsmıştır. Çankaya’ya çıkmak İkinci büyük hata, Müsteşar’ın ifade çağrısını duyar duymaz soluğu Çankaya’da almasıdır. Bu ziyaret ve Cumhurbaşkanı’nın çok şefkatli davranışı yargıya direniş anlayışını devletin en tepesine taşımıştır. Bu da devlet anlayışına çok büyük bir darbe vurmuştur. Bedeli ağır olur. Yasa tasarısı Üçüncü büyük hata, MİT Müsteşarı’nı soruşturmadan kurtarmak için alelacele hazırlanan bir yasa tasarısını yıldırım hızıyla Meclis’e sunmaktır. Yarın görüşülecek ve muhtemelen kabul edilecek tek madde ile MİT Müsteşarı kurtarılacaktır ama devlet ağır hasar görecektir. Tüy dikmek Hatalara tüy diken son gelişme ise iktidarın daha fazla dayanamayıp savcıyı görevden almasıdır. Böylelikle iktidar hiç çekinmeden yasal bir soruşturmadan kaçmanın yolunu devlet gücünü kullanarak bulmuştur. İktidar şimdilik kurtulmuştur belki ama macun tüpten çıkmıştır. Bumerang etkisi Bütün bu yaşadıklarımız, son 5-6 yılda iktidarın muhalefeti sindirerek yaptığı Türkiye’yi dönüştürme planının bir bumerang gibi dönüp dolaşıp kendini vurmasıdır. İktidar “güç zehirlenmesinin” kendisine verdiği aşırı güvenle yargıyı ele geçirmenin faturası ile karşı karşıyadır. En önemli nokta Tüm bunların ötesinde şimdi en önemli noktaya gelmek istiyorum. Görevden alınan savcının hazırladığı raporda sadece Başbakan talimatıyla yapılan teröristlerle görüşmelerinin yer almadığı belirtiliyor. MİT’in KCK için yaptığı provokatif eylemlerin önemli yer tuttuğu anlaşılıyor. Kurtulmak kolay değil MİT ajanlarının da katıldığı öne sürülen bu provokatif eylemlerde çok sayıda Mehmetçik’in şehit olduğu, pek çok kişinin öldüğü, yaralandığı ve ağır maddi hasarlara yol açıldığı anlaşılıyor. İşte bunun affı olamayacağı gibi işin sorumlularının bundan kurtulması da mümkün değildir. Gerçekler ortaya çıkacak Demokratik bir ülkede hiçbir şey gizli kalmaz. Şu anda iddia olarak yansıtılan bu noktalar yakın bir gelecekte mutlaka ortaya çıkacaktır. Kişiye özel yasa çıkarmak, savcıyı görevden almak, medyaya baskı uygulamak iktidara bir süre için nefes aldırsa bile çare olmayacaktır. Erdoğan’ın sağlığı Bu arada Başbakan’ın sağlık durumunu tüm bu gelişmelerin dışında tutamayız. Şu anda elimdeki bilgiler yetersiz olduğu için sağlık durumunun konuyla ilgisi üzerine yorumlarımı yazamıyorum. Ancak önümüzdeki günlerde bu konunun çok konuşulacağını sanıyorum. Yine aynı hata Konu Başbakan’ın sağlığına gelmişken bir eleştirimi daha belirtmek istiyorum. Başbakan ikinci kez ameliyat oldu. Bu yine kamuoyundan saklanmak istendi. 16 saat fısıltı gazetesi çalıştı. İktidarın bir mantığı vardır elbette, ama hata yapıldığını söylemeliyim. Açıklamalar yetersiz İktidar kanadı, halkı “nasıl olsa ne söylesek inanıyor” mantığı ile yanıltmaya çalışıyor. İlk ameliyattan sonra “Başbakan çok iyi, her şey bitti” açıklaması yapılmıştı. İkinci ameliyattan sonra ise “Bu zaten birinci ameliyattan sonra gerekliydi” dendi. Peki üçüncü olursa ne denecek? Halkın rahatlaması Başbakan’a geçirdiği ikinci ameliyat için de geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Ama sağlık durumunu saklamak ya da kamuouna yanlış bilgiler aktarmak bir sonuç getirmez. Tam aksine halkın zihnine kuşku düşmesine ve fısıltı gazetesinde yayılan söylentilere inanılmasına yarar. Hepinize iyi haftalar dilerim...
İLGİLİ HABERLER
İlgili Haberler
|
![]()
|