|
SON DAKİKA
Kırım Davası Üzerine1
Daha önce ilk bölümünü yayınladığımız Mustafa Abdulcemil Kırımoğlu röportajının ikinci bölümünü yayınlıyoruz.
Hukuki ve siyasi hakların elde edilebilmesi için, hangi çalışmaları yürütüyorsunuz. Açıklar mısınız?
Bizim talebimiz sürgün öncesindeki statümüzün geri iade edilmesidir. Sürgünden önce, Kırım otonom cumhuriyeti anayasasına göre, resmi diller, kırım Türkçesi ve Rusça idi. 1954 yılında Sovyetler birliği zamanında, kırım yarımadası Ukrayna’ya verilmişti. Tabii Kremlinin başında bulunanlar, SSCB’nin dağılacağını bilebilseler, burayı asla Ukrayna’ya vermezdi. Şimdi eski statümüzü yeniden talep ediyoruz. Kırım otonom cumhuriyeti, milli muhtar bir cumhuriyet olsun. Kiev’de bunun imkânsız olduğunu söylüyor. Çünkü çoğunluk Ruslardan oluşuyor. Biz bu talebi değerlendirsek, orada çatışmalar çıkacak. İşte bu esas meselelerden birisidir. Çünkü kırım tatar dili resmi dil olmazsa, bu dil yaşaması çok büyük bir problem olacak. İkincisi bugüne kadar resmen, devlet tarafından kırım tatarlarının siyasi, sosyal haklarının geri verilmesi hakkında bir kanun çıkarılmadı. Daha önce parlamentodan buna benzer bir kanun geçmişti, ancak eski başkan Dujma, veto hakkını kullanarak, bu kanunu durdurdu. Yeni seçimler döneminde, biz Yuşçenko ile görüştük. Bize söz vermişti, cumhurbaşkanı olduğumda o vetoyu kaldıracağım demişti. Ancak bu durum gerçekleşmedi. Şimdi bu kanun tarafında müzakereler devam ediyor. Son görüşmemiz 3 Ağustosta oldu cumhurbaşkanı ile. Tekrar söz verdi, biz yeni bir kanun projesi verdik. İşte bekliyoruz, gelecek birkaç ay içerisinde, bu kanun belki de gündeme gelebilecektir. Kırım’da çocukların ve gençlerin, anadilleri ve milli kültürleri çerçevesinde eğitim aldıkları, Türkçe ile eğitim yapan okullar var mı? İşte bizi en çok rahatsız eden problemler bunlardır. Sosyal problemler zamanla çözülebilir, gaz, su, elektrik. Bizim için en önemli mesele, anadilde bir eğitim sistemi kurmak. Çocuk yuvaları anadilde olması lazımdır. İlköğretimin anadilde olması gereklidir. Ama maalesef okullarımız yeterli değil. On beş civarında okulumuz var. Bugün yalnız on beş okulumuz var. O okullarda da altı bin civarında çocuk okumakta. Rus okullarda, fakülte ve üniversitelerde, Kırım Tatar’ları belli bir derecede eğitim yapıyorlar. Ama bunun bir faydası olmuyor, çünkü etrafında çocuklar Rusça konuştuğu zaman, bilgisayarın başında sen git Kırım Tatarcası öğren gel demiyorlar. Haftada belirli saatlerle bu iş olmuyor. Bu söylediğim, on beş okulda yeteri kadar kaliteli değil. Derslikler yeterli değil. Öğretmenler Kırım Tatar dilini çok iyi bilmedikleri için, yeterli olamıyorlar. Ciddi bir kadro sorunu var. Çocuklarımızın büyük çoğunluğu Rus okullarına gidiyorlar. Ruslaşma oluyor, işte beni en çok korkutanda budur. Kırım Tatar Milli kimliğinin ve kültürünün yaşatılması için hangi çalışmaları yürütüyorsunuz. Her şeyden önce yeni okulların açılması lazım, yeni okullar açmaya çalışıyoruz. Ama demin söylediğim gibi bir okulun açılması, 5 milyon olduğu zaman çok zor. İkincisi elbette insanların ana dillerini bilmesi için televizyon kanalı olması lazım. Birkaç yıl önce kanal açtık, özel bir kanal, ama o birinciden tüm Kırım’ı kapsamıyordu, yalnızca Simporofol’u alıyordu, günde iki saat yayın veriyordu, tabi bu yeterli olmuyordu. Bir radyomuz var, onun da çok eksiklikleri var, çünkü yeterli kadrosu yok, ardı sıra bu Kırım-Tatar müziklerini çalıyor, haberler yayınlanıyor. Öyle kaliteli yayınlar yok. İşte bu faaliyetleri yapıyoruz. Gazeteler, dergiler çıkartmaya çalışıyoruz. Ama insanlar ana dillerini bilmiyorlarsa yeteri kadar, o gazeteleri de okumuyorlar. Çünkü gazetelerimiz Rus dilinde çıkıyor. Haberleri ulaştırmak için mecburuz Rus dilinde çıkarmaya. Ama tabi ki bir iki gazetemiz anadilde çıkıyor. Kırım Tatar’larının yürüttüğü özerlik mücadelesini nasıl yorumluyorsunuz? Milli Otonomi hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz? Bu mücadele, devam edecek sonuna kadar; çünkü bunsuz milletin geleceği görünmüyor. Umuyoruz belki gelecekte siyasi vaziyet değişecek. Ama burada bir problem, sayımızda; artış görünmüyor. Doğum oranı ölüm oranından çok da yüksek değil. Gerçi Ruslarda ölüm oranı doğum oranından daha yüksek; onlarda biraz azalma var, onlarda yeteri kadar azalma yok, bizde de yeterli kadar yükselme yok. Böyle tempoyla gidecek olsak daha yüzyıllar gerek olacak. Kırım’ın dışarısında eski SSCB içerisinde bizim tahminimize göre aşağı yukarı 150 bin kadar insanımız var. Eğer onları getirmiş olsak, oran olarak yüzde 13’lerde olan durum yüzde 20’lere varacak. O zaman da durumumuz daha iyi olur. Haklarımızı koruma meselesinde daha iyi olur. Kırım üzerinde, Ukrayna içerisinde Rusya’ya yakın unsurların yürüttüğü faaliyetleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Rusya Kırım meselesine nasıl bakıyor? Bunların evet, Kırım içerisinde Rusya’nın yakın unsurları, komünist Ruslar ve Kazaklar var. Ama onların aktiflikleri doğrudan doğruya Rusya’dan aldıkları desteklere bağlı. Eğer o bağlantılar durdurulsa çok aktif olacaklarına inanmıyorum. Çünkü gönülden değil bunlar. Evet, Rusların çoğunluğunda Rusya sempatileri var, yalnız sempatileri de değil, çünkü onlar Rusya’dan gelmişler, orada akrabaları var, onlar Kırım’ı Rusya’nın bir parçası olsun istiyorlar. Belli derecede biz onları anlıyoruz, ama diyoruz ki “siz o kadar vatanınızı seviyorsanız, alınız bavullarınızı ve yol açık, trenler yürüyor, ama siz kendi vatanınıza bizim vatanımızla beraber gitmek istiyorsunuz. Yok! Olmaz!” Maalesef Ukrayna devleti de ya gücü yetmiyor, ya bunlarla Rusya ile arasının bozulmasını istemiyor, aktif olarak bunlara karşı bir şey yapılamıyor yani. Yakın zamanlarda birkaç Rus diplomat yurtdışı yaptılar. Bazı tedbirler aldılar ama böyle kararlı tedbirler almıyor. Ukrayna için büyük tehlike o. Aslında orada Ukrayna’nın Kırım yarımadasında Ukrayna’nın bütünlüğünü destekleyen Kırım Tatarlarından başka hiç kimse görünmüyor. Etnik Ukraynalılar var ama onların birçoğu Ruslaşmış, Ruslar gibi düşünüyorlar. Onun için Kiev’de diyorlar ki, gerçek Ukraynalılar, Kırım’da yalnızca Kırım Tatarlarıdır. Ukrayna milliyetçileri korkarak diyorlarki, Allah sizi oradan eksik etmesin diyorlar. Ama yeteri kadar, devletten destek alamıyoruz. Ama devlet içinde de farklı insanlar var, açıktan açığa Ukrayna devletinin düşmanları var. Rusya taraftarı partilerin sayısı çok fazladır. Cumhurbaşkanlığı seçimleri olacak, seçimin en şanslı ismi olarak görülen, açıktan açığa Rusya taraftarı, Yanukoviç biliyorsunuz. Rusya’nın da umudu, iktidara Rus taraftarı bir parti gelecek, bu sırada, Karadeniz filosunun, 2017 yılından sonra da, Sivastopol’da kalması. Ama Karadeniz filosunun orada kalması, Ukrayna anayasasına aykırıdır. Bir istisna olarak, 2017 yılına kadar burada kalması planlanıyor. Rusya’nın şu an, filonun başka yere taşınması noktasında hiçbir hazırlığı yok. Çünkü büyük bir üssü, buradan çıkarmak kolay değil. Hiçbir hazırlık yapmıyorlar Çünkü umutları, siyasi vaziyetin değişmesi ve Ukrayna’da onlara yakın insanların iktidara gelmesidir. Kırım üzerinde devam eden, Rusya-Ukrayna gerginliği, hangi aşamada. Bu mücadele, Kırım Türklerini sizce nasıl etkileyebilir. ![]() Gerginlik vardır, bu gerginlik devam edecektir. Çünkü Rusya’nın niyetleri, amaçları bellidir. Yeniden Sovyetler dönemindeki durumun ortaya çıkmasını istiyorlar. Ukrayna Rusya için çok önemlidir. Ukrayna teslim olmuş olsa, diğer ülkeler üzerinde hâkimiyet sağlamak daha kolay olacak. Mesela, Özbekistan, Tacikistan gibi, Sovyetler dağıldığında, bağımsızlık kendiliğinden ortaya çıkmış değildir. Ukraynalılar uzun yıllar, bağımsızlıkları için, büyük mücadeleler verdiler. 1978 senesinde, Londra’da çıkan bir dergiyi görmüştüm. Orada deniliyordu ki, Sovyet rejimine karşı yargılanan ve hapislerde olan insanların yüzde kırkı, Ukraynalılardır. Bu insanlar gerçektende kendi bağımsızlıkları için mücadele vermiş olan bir halktır. Onun için kolaylıkla, Ukrayna’nın kendilerine Beyaz Rusya gibi uşak olmayacağını biliyorlar. En kötü tarafı, orada yapabilecekleri şey, Ukrayna’yı bölebilirler. Çünkü Kırım, Herson,Mugansk,Danyels, gibi doğu tarafındaki bölgeler, Rus nüfusun fazla olduğu,Rus tesirindeki insanların sayısının fazla olduğu bölgelerdir. Ukrayna’nın bölünme ihtimali, büyük bir korkudur. O zaman belki de bir iç savaş meydana gelebilir. Maalesef şimdi söylentiler var, bazı siyasiler atom bombasından vazgeçtikleri için pişman olduklarını söylüyorlar. Ukrayna’da da atom bombası olsaydı, Rusya böyle davranamazdı diyorlar. Ama eğer gerginlik artarsa, milliyetçilerin düşüncelerini biliyorum, atom bombası meselesi yeniden gündeme gelebilir. Onu bazı siyasetçiler açıktan açığa konuşmaya başladılar. Bunlar bize şantaj yapıyorlar, onun için, Güney Kore’de, İsrail’de nükleer silah olacak, Rusya gibi bir komşusu varken, elli milyonluk bir millette, neden olmasın diyorlar. Eğer batıdan bir baskı olup, Rusları durdurmazlarsa, gerginliğin artması kaçınılmazdır.
Türkiye’nin yürüttüğü Futbol diplomasisini ve Türkiye-Ermenistan ilişkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz.İsmail Gaspıralı’nın “Dilde, Fikirde, İşte Birlik” olarak tarif ettiği hedefler açısından, Türk dünyası nerede duruyor. Bu hedeflere yaklaşılabildi mi? Benim kanaatimce dilde birlik etrafında çalışmalar olabilir, işte birlik olabilir. Ama fikirde birlik kurmak çok problemli bir meseledir. Evet, en doğrusu, dilde ve işte bir birlik olsun. Her insan aynı şekilde düşünemez. Dil birliği olmasa dahi, Türklerin arasında ortak bir dil oluşturulabilir. Elbette herkes kendi dillerini geliştirmelidirler. Ama en azından kendi aralarında konuşulurken, ortak bir lehçe kullanmalıdırlar. Bir Özbek, Bir Kazak Türk’ü ile bir araya geldiklerinde, kendi aralarında Rusça konuşuyorlar. Bu çok üzücü bir durumdur. Türkler arasında bir ortak dil, Türkiye Türkçesi kullanılabilir. Benim kanaatimce, Türk lehçeleri arasında en gelişmiş, en temiz ortak bir dilin temelini oluşturabilir. Türk devlet ve Topluluklarının, siyasi, kültürel ve ekonomik birliktelik kurmalarını mümkün görüyor musunuz? Bu ancak Türk cumhuriyetlerinde demokrasinin yerleşmesiyle mümkün olabilir. Mesela Özbekistan’da komünist rejim döneminden daha farklı uygulanmalar yok. Bazı uygulamalarıyla, daha kötü vaziyette olduğu bilinmektedir. Böyle durumlarda, işbirliğinin sağlanması çok zordur. Bu konuda benim kanaatim, Türkiye Cumhuriyeti’de, bağımsız Türk cumhuriyeti olduğu için destek vermemelidir. İlk önce o ülkelerdeki demokratik kuvvetlerin desteklenmesi gereklidir. Evet, inanıyoruz, gelecekte bu ülkelerde, demokratik kuvvetler üstün gelerek iktidara gelecektir. Fark var tabii, tam manasıyla Azerbaycan’da da demokrasi yoktur. Ama Özbekistan’la mukayese etmek mümkün değil. Hiç olmazsa, orada serbestçe konuşulabiliyor. İktidara gelinmemesi için antidemokratik tedbirler alınıyor, ancak Özbekistan’daki gibi, bir manevi terör yoktur. Kırım Türkleri ve şahsınız için, Türkiye nasıl bir yere sahip. Türkiye Cumhuriyeti’nden beklentileriniz nelerdir. Türkiye tabii, dünya üzerindeki bütün devletler içerisinde ayrı bir yere sahiptir. Birincisi dil birliği, örf ve adetlerimizin yakınlığı, aynı dine mensubuz. Yüzyıllarca Kırım hanlığı ve Osmanlı devleti arasındaki, tarihi bağlar vardır. Bundan gayrı, Kırım yarımadası Rusların eline geçtikten sonra, Kırım Tatarları Türkiye’ye göçtüler. Şimdi Türkiye’de bazı araştırmalara göre, altı milyon civarında Kırım Türkü var. Kırımda yaşayan Tatarların büyük çoğunluğun burada akrabaları vardır. Yani her bakımdan, Türkiye bizim için en yakın akraba, en yakın ülkedir. Kendi vatanımız gibi hissediyoruz. Türkiye’de Kırım’da yaşayan Tatar nüfusunun on katından daha fazla, Kırım Türk’ü yaşamaktadır. Onun için biz,1991 yılında Latin alfabesine geçme kararı aldığımız zaman, yüzde yüz burada kullanılan alfabeyi bulamadık, ancak Latin alfabesini kullanmaya başlayan Türk toplulukları arasında, Türkiye Türkçesine en yakın alfabe bizim alfabemizdir. Yalnız bu h,n var onun dışında bir farklılık yoktur. Beklentilerimiz nelerdir, herkes ağzını açıp, Türkiye ne verecektir derse bu doğru değildir. Ama elbette, Türkiye Kırım Tatarlarının problemleri karşısında dikkatli olsaydı, aslında bu Türkiye’nin de menfaatine olurdu. Çünkü bizim pozisyonumuz ne kadar kuvvetli olursa Ukrayna içerisinde, Türkiye’de o kadar kuvvetli olacak demektir. Bizim en son resmi ziyaretimizde, Sayın Recep Tayyib Erdoğan açık ve net konuştu. Kırım Tatarları Türkiye ve Ukrayna arasında bir köprüdür. Bu köprünün ne kadar sağlam olacağı, Kırım Tatarlarının durumlarına bağlı. Konuşmalar yapılıyor ancak, pratik olarak kanaatimizce yapılanlar yeterli değildir. Evet, mesela, bugün on beş okulumuz var, bize en azından elli okul lazımdır. Türkiye için otuz beş okul inşa etmek bir problem mi? Kırım Türklerini ve Kırım’ı nasıl bir gelecek bekliyor. Kırım Türklerinin geleceğini, kırım Türklerinin davranışlarına bağlıdır. Eğer ağzımızı açıpta, Allah verecek dersek hiçbir şey olmayacak demektir. Biz sürgünde olduğumuz zaman, bizim hayatımız içerisinde vatanımıza döneceğimiz, Sovyetler birliğinin dağılacağını umut ediyorduk. Ancak bizim ömrümüzün buna yetip yetmeyeceğini bilmiyorduk. Biz elimizden geleni vatan borcumuzu yerine getireceğiz. Biz yapacağımızı yapacağız, bizim yetiştiremediklerimizi bizim evlatlarımız yapmaya devam edecek. Ermenistan’la diplomatik ilişkiler kurulabilir, sınırlar açılabilir. Ancak belli şartlar var, bunlar Türk topraklarını işgal etmeye devam ederlerse, soykırım gibi şaçma iddialarından vazgeçmezlerse, yüzlerce futbol maçı yapılsa da hiçbir netice alınamayacaktır. Onlarda artık kafalarını toplamalıdır. Gerçekten normal ilişkiler kurulmasını istiyorlarsa, üzerlerine düşeni yapmalıdırlar. Türkiye tarafından gerekli adımlar atıldı. Siz Rusya’da askerlik yapmaya karşı çıktınız. Amerika’da da Muhammet Ali, askerlik yapmayı reddetti. Kendinizi onunla hiç kıyasladınız mı? Hayır, hiçbir zaman kıyaslamadım. Ben onun davranışlarını hiçbir zaman desteklemedim. Onun katılmayı ret ettiği savaş, Komünizmle hür dünya arasındaydı. Ben olsaydım, o savaşa katılırdım. Doğu Türkistan ve Kırım Meselesini kıyaslarsanız, hangi ortak noktalar ve farklılıklar var. Onların durumu bizim durumuzdan daha kötüdür. Maalesef onlarda, güçlü bir milli demokratik hareketleri yok. Ayrıca aralarında, Çin devletine çalışan pek çok insan var. Onun için ilk önce kendilerine sağlam bir milli hareket kurmalıdırlar. İmkânları da bulunmaktadır, diasporaları var, nüfusları da bize göre çok kalabalıktır. Rusya ile Çin arasında bir fark yok. Ancak bugün Rusya bugün daha serbesttir. Onlar örneğin, internetten dahi faaliyetlerini serbestçe yürütemiyorlar. Türkiye’de hangi futbol takımını tutuyorsunuz. Benim futbola karşı bir ilgim yoktur. Ancak Sovyetler zamanında, uluslararası maçlarda Rusya’nın karşısında oynayan takımları tutardım. Hangi tür müzikten hoşlanıyorsunuz. Hangi Türk sanatçılarını dinliyorsunuz. Benim koleksiyonumda, dört bin kadar, Türk müziği kaset ve CD’si var. Her geldiğimde alıyorum, bavullarım dolmuş durumda. Her tür müzik örneğinden aldım. Ama insan yaşlandıkça, daha fazla klasik müziğe yöneliyor. Türk sanat ve klasik müziğini daha çok dinliyorum. Yükleniyor...
|
![]()
|